Eğlen

Eglen
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Tarkan - Diskografi
Paz Ağus. 12, 2012 10:53 pm tarafından softmanyak

» 520 Adet Atamızın Resmi
Çarş. Haz. 27, 2012 7:12 pm tarafından ferkut

» Tan Taşçı - Benim Gibi Olmayacak (ft. Serdar Ortaç)
Paz Ekim 09, 2011 9:18 am tarafından Admin

» Rafet El Roman - Direniyorum (2011)
Ptsi Nis. 18, 2011 10:17 am tarafından Admin

» Bendeniz Diskografi
C.tesi Ocak 29, 2011 11:15 pm tarafından korsanr

» Fifa 2010
Ptsi Tem. 05, 2010 9:38 pm tarafından Admin

» Cengiz Kurtoğlu - Yorgun Yıllarım
Salı Nis. 20, 2010 7:06 am tarafından Admin

» Yıldız Usmanova & Levent Yüksel - Yalan
Cuma Nis. 02, 2010 1:19 pm tarafından Admin

» Godaddy Hesapları Arası Domain Transferi
Perş. Nis. 01, 2010 3:38 pm tarafından Admin

» Amı eyri
Paz Mart 28, 2010 11:56 am tarafından Admin

» Yaz Omleti
Paz Mart 21, 2010 9:35 pm tarafından Admin

» Yumurtalı Ekmek
Paz Mart 21, 2010 9:35 pm tarafından Admin

» Yumurta Tatlısı (8 Kişilik
Paz Mart 21, 2010 9:34 pm tarafından Admin

» Yumurta Kroketi (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:34 pm tarafından Admin

» Yumurta Benyesi (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:33 pm tarafından Admin

» Yoğurtlu Yumurta Salatası (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:32 pm tarafından Admin

» Yoğurt Soslu Ispanaklı Çılbır (5 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:31 pm tarafından Admin

» Sebzeli Omlet (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:31 pm tarafından Admin

» Sahanda Yumurta (1 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:30 pm tarafından Admin

» Pirinçli Omlet (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:29 pm tarafından Admin

» Peynirli Omlet (1 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:29 pm tarafından Admin

» Pazılı Makarnalı Omlet (6 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:28 pm tarafından Admin

» Mısırlı Omlet (2 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:27 pm tarafından Admin

» Menemen (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:27 pm tarafından Admin

» Krem Blue (5 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:26 pm tarafından Admin

» Güveçte Yumurta
Paz Mart 21, 2010 9:25 pm tarafından Admin

» Fırında Soğanlı Yumurta (6 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:24 pm tarafından Admin

» Fırında Pazılı Omlet (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:24 pm tarafından Admin

» Çiftlik Omlet (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:23 pm tarafından Admin

» Çılbır (4 Kişilik)
Paz Mart 21, 2010 9:22 pm tarafından Admin

» Bitti Kadınım
Paz Mart 21, 2010 9:09 pm tarafından Admin

» Delikli Delik
Cuma Mart 19, 2010 5:28 pm tarafından Admin

» Temel reis ve kaba sakal safinazın gözüne girmeye çalışıyor
Çarş. Mart 17, 2010 10:20 am tarafından Admin

» XXX Alan Adlarinin Tarihi Belli Oldu
Salı Mart 16, 2010 2:02 pm tarafından Admin

» .com 25 yaşında
Salı Mart 16, 2010 2:00 pm tarafından Admin

» Afetler neden artıyor?
C.tesi Mart 06, 2010 11:26 am tarafından Admin

» Elvan 4. oldu..
Ptsi Mart 01, 2010 9:42 am tarafından Admin

» Memo'lu Utah galip..
Ptsi Mart 01, 2010 9:40 am tarafından Admin

» Jordan Bobcats'i aldı..
Ptsi Mart 01, 2010 9:38 am tarafından Admin

» Fildişi'nde Halilhodziç gitti..
Ptsi Mart 01, 2010 9:36 am tarafından Admin

» Del Bosque, Güiza'yı unuttu..
Ptsi Mart 01, 2010 9:35 am tarafından Admin

» Moshoeu'nun şikayeti var
Ptsi Mart 01, 2010 9:34 am tarafından Admin

» Kamp merkezleri onaylandı..
Ptsi Mart 01, 2010 9:33 am tarafından Admin

» Güney Afrika hala hazır değil"
Ptsi Mart 01, 2010 9:32 am tarafından Admin

» Pele'den "5'i 1 arada" teklifi..
Ptsi Mart 01, 2010 9:31 am tarafından Admin

» 2010 Dünya Kupası'na doping ablukası
Ptsi Mart 01, 2010 9:30 am tarafından Admin

» Maradona, Riquelme'yi sildi..
Ptsi Mart 01, 2010 9:28 am tarafından Admin

» Almanya'dan Löw'e güvenoyu..
Ptsi Mart 01, 2010 9:13 am tarafından Admin

» Elano var, Santos yok..
Ptsi Mart 01, 2010 9:12 am tarafından Admin

» Low'ün kaderi Afrika'dan sonra belli olacak..
Ptsi Mart 01, 2010 9:11 am tarafından Admin

Hoşgeldiniz
Eğlen Hoşgeldin; Misafir
Senin Toplam 0 Mesajın Var.
Tarihinden Beri Bizimlesin
Son Ziyaretiniz:
Son Üyemiz : osman8008
Eğlen
3419 Gündür yayındayız
1768 Konumuz var
2984 Mesaj gönderildi
Senden İyi Olmasın 555 Kullanıcımız Var
Istatistikler
Toplam 555 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: osman8008

Kullanıcılarımız toplam 2984 mesaj attılar bunda 1768 konu
Kimler hatta?
Toplam 0 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi C.tesi Haz. 09, 2012 6:29 pm tarihinde online oldu.
Anahtar-kelime
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

Sosyal bookmarking sitesinde Eğlen adresi saklayın ve paylaşın
Dost Siteler
Tedaviuzmani.com

Paylaş | 
 

 Yıldız Tilbe Biyografi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 3388
Kayıt tarihi : 10/05/08

MesajKonu: Yıldız Tilbe Biyografi   C.tesi Mayıs 17, 2008 10:40 am

Hiçbir zaman uslanmayan kız olarak hayatla inatlaşmasını hep sürdürdü. Bulaşık yıkarken nasıl şarkı söylüyorsa, sahnelerde de öyle şarkı söylemek istedi. Böyle yaptığı için de sürünün kara koyunu olarak kaldı. Ama gelgitlerine rağmen yedi yılda beş albüm çıkardı, sadık dinleyici onu herşeye rağmen terketmedi. Neydi bu kızdaki şeytan tüyü? Evinin yakınındaki taksi şoförü bile onun için ‘‘çatlaktır ama içinde hiç kötülük yoktur’’ diyor. Yıldız Tilbe’yi anlamak için belki de her seferinde hayatını hatırlamak lazım. Onun için bir kaybeden denilebilir mi? O şöyle diyor: ‘‘Kaybeden de benim, kazanan da benim. Bir kayıp varsa benden giden, bunu kazanan da yine benim. Kayıplarım benim kazançlarım. Kaybettiklerim de bende hálá. Ne kaybettiysem, kendi içimde kaybettim. O yüzden kaybım yok.’’ Sizce de kaybı yok mu?
1966 yılının 16 Temmuz’unda İzmir’de Tilbe ailesinin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldi Yıldız. Aile içinde ona Yadigar diyorlardı ama o, bu ismini hiçbir zaman sevmedi. Babası Tekel fabrikasında çuval indirip kaldıran mevsimlik işçiydi. Annesi de küçük bir bakkal dükkanı işletiyordu. Ailesi hayatlarının sonuna dek İzmir’de yaşamıştı.

Yıldız, fazla sesi soluğu çıkmayan bir çocuktu. Yakantoplarda canı hep çok yandı. Çünkü yenilenler vargücüyle fırlatıyorlardı topu. Sonraları hayatında kazık yedikçe, ‘‘Artık oynamak istemiyorum. İnsanlar yenilince bozuluyor. Hayatımın içinde oyun oynamak istemiyorum, kendim için yaşamak istiyorum’’ diyecekti.

Dikkatini toplayamadığı için ders çalışmaz, varsa yoksa şarkı söylerdi. Bulaşık, çamaşır yıkarken, tuvalette bile her yerden onun sesi yükselirdi. Okul hayatına noktayı koyduğunda orta ikinci sınıfa gidiyordu. Çalışmak zorundaydı. Dikiş atölyelerinde iplik temizledi, pazarlamacılık, tezgahtarlık yaptı, çocuk baktı. Çocuk baktığı evde karanlık bir odada kalıyordu. Yüklük, bavullar, ayakkabılar her türlü ıvır zıvırın olduğu bir odaydı bu. Gece olup da herkes uyuduğunda, alçak sesle şarkı söylerdi. Nota bilmeyen, eğitimsiz bir şarkıcı olduğunda herkes ona nasıl şarkı yazdığını ve bestelediğini sorduğunda cevabı hep aynıydı: ‘‘Nasıl yaptığımı bilmiyorum, bilsem anlatırım. İçime öyle doğuyor.’’

18 yaşına iki hafta kala, 15 gün önce tanıştığı ve ne iş yaptığını bile bilmediği bir gence kaçtı. Daha doğrusu kendini kaçırttı. Evlendiklerinden bir ay sonra eşi askere gitti. Asker dönüşünde ailelerine Sezen adında bir kız çocuğu da katılmıştı. Yıldız hamileyken Sen Ağlama şarkısını dinlerken, eğer kızı olursa çocukluğundan beri taptığı Sezen Aksu’nun ismini kızına vermeyi kararlaştırmıştı. Evlilikleri altı yıl sürdü.

1990 yılıydı, bir arkadaşıyla Pırlanta Pavyon’un önünden geçerken, ‘‘belki burada şarkı söyleyebilirim’’ diye geçirdi içinden. Birlikte içeri daldılar. Çalışanlardan birinin provası vardı ve sazlar da oradaydı. Yıldız, pavyonun sahibini sordu ve buldu. ‘‘Benim sesim güzel, şarkı söylemek, para kazanmak istiyorum’’ dediğinde, patron onu baştan aşağı süzdü ve ‘‘geç söyle bir şarkı bakalım’’ dedi. Yıldız, sazlarla birlikte şarkısını söyleyip bitirdiğinde, patron ‘‘bir tane daha söyle’’ dedi. Yıldız işe alınmıştı. Hemen terziye, oradan da kuaföre götürüldü. Ertesi gün sahne onundu. Altı şarkı söyledi. Ama altı şarkıyı da mikrofonun önünde kazık gibi durarak söyledi. Titrediğini görmesinler diye, ayaklı mikrofonu kendine siper etmişti.

1991’de Sezen Aksu, Uğur Yücel’le birlikte İzmir’de şov yapıyordu. Yıldız, o sıralar bir gecede altı kulüpte şarkı söylüyordu. O gece Sezen Aksu, Yıldız’ın sahne aldığı yere gidecekti. Gidecekti ama Yıldız orada sahneye çıkmış ve çoktan inmişti bile. Başka yerde şarkısını bitirip, tekrar Aksu’nun geleceği yere gitti. Aksu tuvalete gittiğinde, Yıldız da arkasından: ‘‘Ben sizi çok seviyorum, kızımın adı da Sezen’’ deyip sohbete başladı. Aksu, Yıldız’ın ne iş yaptığını öğrenince, çık bir şarkı söyle dedi. Sahneye çıktığında, Sezen Aksu’nun ‘‘ne kavgam bitti, ne sevdam’’ şarkısını söyledi. Arkasından bir daha, arkasından bir tane daha. Aksu oradan ayrılırken Yıldız’a telefonunu vermiş ve aramasını istemişti.

Sezen Aksu’nun ‘‘İstanbul’a gel’’ telefonundan sonra, Yıldız eşyalarını toplamış ve artık İstanbullu olmuştu. Aksu’nun evinde kalıyor ve Aksu’nun Uğur Yücel’le yaptığı şov süresince de vokalistliğini yapıyordu. Aksu’nun evinde Uzay Heparı isminde genç bir müzisyenle tanışmıştı. Aralarında doğan yakınlaşmadan bir süre sonra Yıldız Tilbe, Aksu’nun evinden taşındı. Zaten daha ne kadar onunla kalabilirdi ki? Aksu’nun şovu bittiği için vokalistliği de bitmişti. Artık tek başınaydı. İstanbul’da farklı gece kulüplerinde üç yıl boyunca çalıştı. Albüm çıkarmak istiyordu ama kimseden ne şarkı sözü, ne de beste alabiliyordu. ‘‘Madem alamıyorum, ben yapayım belki olur’’ dedi ve oldu. Boş kuyuya attığı taştan ses gelmişti. Sözü de bestesi de kendine ait olan Delikanlım şarkısı 1994’te ortalığı kasıp kavurdu. Kara kız, beste ve söz yazarı terminatörü gibi çalışıyordu. Tarkan’a verdiği Kış Güneşi şarkısı da çok tutmuştu. ‘‘O şarkı Tarkan’a çok yakıştı. İyi ki ona kısmet oldu’’ diyordu.

Tilbe’nin istediği şöhret gelmiş ama gelmesiyle diyetini de almaya başlamıştı. Bir yerlerde hata yapıyor ama hatasının ne olduğunun farkına bile varmıyordu. Aşkları da hüsranla bitiyordu. Aşk eşittir acı, acı eşittir erkek ve erkek de eşittir kazık yemek demek oluyordu onun hayatında. Herkesle kavga ediyor, geceleri sızıp kalıyor, hep hadise çıkarıyordu. Yeryüzünde değildi de, başka bir yerdeydi sanki. 1996’da narkotik, evine baskın yaptığında esrarla yakaladı onu. Niye değiştiği anlaşılıyordu! Mahkemeden çıkarken kendisine uzanan mikrofonlara bağıra bağıra ‘‘Delikanlım’’ı söyledi: ‘‘Ne yapayım, yüz tane mikrofon vardı. Hangi birine ne söyleyecektim. Daha albümüm çıkmadan bu çirkefin içindeydim. Duygularım kaşar değildi, beklentilerim değildi, hiçbir şeyim değildi de değildi. Beni yanıma koymadılar, karşıma koydular. Rakip olarak karşıma yine beni çıkardılar. Ben yanımda değil, artık karşımdaydım. İnsanın duygularının formülü yok. Zaafları olabilir. İnsan hissettiği şeyden vazgeçemez ve ambalajlanamaz. Ben sadece şarkı yaptım. Ambalajlanamadım.’’

Uyuşturucu olayından sonra, Yıldız o dönem, eskisi gibi parlayamadı. Kapılar suratına birer birer kapandı, kafayı sıyırmış dendi ve kimse iş vermedi. 1991’de İzmir’de bir pavyonda başladığı şarkıcılık hayatı, 1998’de Eskişehir’de bir pavyonda devam ediyordu artık. Uyuşturucu tedavisi sonuç vermemişti. İkinci tedavi ne kadar faydalı olmuştu? Bu sorunun cevabı her zaman bir soru işareti olarak kaldı.

Herkes Tilbe’den köşe bucak kaçarken İbrahim Tatlıses ona destek olmuş, borçlarını üstlenmişti. Kendi şirketinden de Tilbe’nin kasetini çıkarmıştı. Her ne kadar, Sezen Aksu ile yolları ayrıldı gibi görünüyorsa da Yıldız Tilbe, ‘‘Benim ona olan sevgimden çok eminim. Dünyada onu katıksız seven bir elin üç parmağıysa ben onlardan biriyim’’ derken, Sezen Aksu da ‘‘Onun bendeki kredisi sonsuzdur’’ diyordu.

Gittiği bir davete, bir ayağında kırmızı, diğer ayağında mavi çorabı ve elinde bir de çekirdek paketiyle katıldı. Rüküştü. Bazen basma etekle bile dolaşıyordu. Sahnelerde dahi şatafatlı elbiseler giydiği pek vaki değildi. Oysa ses kadar süs de lazımdı onun dünyasında. Yıldız mızıkçılık ediyor, oyunu kurallara göre oynamıyordu: ‘‘Rüküş bulabilirler ama ben beğeniyorum. Böyle giyinmek hoşuma gidiyor. Ama bazen ikinci, üçüncü bir kişi de oluyorum ve istediğimi yapmıyorum. Haklılardır, güzel giyinmem lazım. Bir daha giymedim zaten mavi ve kırmızı çorap. Hayatım bana endeksli değil. Yaptırımların Yıldızı’yım ben. Öyle olmayınca da mavi çorap, kırmızı çorap olmuyor işte.’’

Yıldız, İstanbul’da sahneye çıktığı bir kulüpte şarkı söylerken birden mikrofonu bırakıp yere oturmuş, uzun bir sessizlikten sonra, öyle acılı bir ses ve insanın içini titreten bir bakışla ‘‘Ben güzel değil miyim?’’ diye sormuştu. Sonraları bu davranışını şöyle açıklıyordu ‘‘Bazen kendimi çirkin hissettiğim zaman sorarım öyle. Olur öyle enfeksiyonlu zamanlarım. Ben çok güzelim, bazen çok çirkinim. Ama çirkinliğimle de güzelim. Ve gözümün gördüğü herşey de güzel.’’


"Delikanlım" albümünden sonra yayınladığı "Dillere Destan" (1995) albümü de iyi eleştiriler aldı ve çok satan bir albüm oldu. Yıldız Tilbe ilerleyen yıllarda sırasıyla "Aşkperest" (1996), "Salla Gitsin Dertleri" (1998), "Gülüm" (2001), "Haberi Olsun" (2002), "Yürü Anca Gidersin" (2003) "Yıldız’dan Türküler" (2004) (2004) yılında "Sevdiğime Hiç Pişman Olmadım" (2005) yılında "papatya baharı" (2006) yılında "Tanıdım Seni" isimli maxi single’ı (2008) yılında "Güzel" albümü ile sevenlerinin karşısında!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eglen.webgoo.us
 
Yıldız Tilbe Biyografi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Raziel Biyografi
» Jöntürk biyografi
» gerard way

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Eğlen :: Müzikal :: Biyografi & Diskografi-
Buraya geçin: